Başarı Öykülerinin Yerini Pişmanlıklara Bırakanların Hikayesi: Robert Oppenheimer

Robert J. Oppenheimer, atom bombasının mucidi olarak bilinir.

Alman asıllı Amerikalı fizikçi, 2. Dünya Savaşı sırasında Manhattan Projesinin bilimsel yöneticiliğini yürütüyordu ve atom bombasının yapılışına büyük katkılar verdi.

Fakat bu hikayenin arkasında neler yatıyor?

İşte bir pişmanlık biyografisi.

1. Başarıya Doğmak

Oppenheimer

Robert Oppenheimer’ın hikayesi, Yahudi bir ailenin Almanya’dan kaçışıyla başlamıştı.

Robert ne kadar zeki ve parlak biri olduğunu çok küçükken kanıtlamaya başladı. Daha beş yaşındayken dedesinin ona gönderdiği mineralojik numuneleri incelemeye başlayan Oppenheimer, koleksiyonunun ve bilgisinin ona verdiği güçle, daha on bir yaşındayken New York Mineralogical Club’a kabul edildi.

Ailesinin finansal durumunun iyi olmasından dolayı eğitim hayatı boyunca para sıkıntısı çekmedi.

2. Bilgiye ve Bilime Olan Açlık

Oppenheimer, bilgiyi adeta bir vakum gibi çekti inanılmaz beynine. Kitaplarla yatıp kitaplarla kalktı.

Nispeten ketum biri olan Oppenheimer, bilgiye olan açlığını şu şekilde dile getirmişti:

Gerçekten öğrenmek için şansım olmuştu. Öğrenmeyi çok seviyor, onunla hayata dönüyordum. Gerektiğinden fazla ders almış, kütüphanedeki kitap yığınları arasında yaşamaya başladım.

Oppenheimer, şüphesiz ilerde başına geleceklerden habersizdi.

3. Hastalığı

Liseden mezun olduktan sonra bir Avrupa gezisine çıktı. Bu gezi sırasında kalın bağırsak iltihabına yakalandığını öğrendi.

Geziyi yarıda kesen Oppenheimer’e doktoru ileride “o inatçı öksürükler devam ettiği sürece, daha uygun hava şartlarında yaşaması onun için en iyisi” diyecek ve altı hafta boyunca fizik çalışmaması gerektiğini söyleyecekti. Ve Oppenheimer, Zurich’de beraber çalıştığı Pauli’den uzak tuttacaktı.

Hastalık haberi onu yıldırmadı, eğitim hayatına tam gaz devam etti.

4. Kariyer Seçimi

Harvard yıllarına kimya okuyarak başladı. Fakat kimya onu yeterince tatmin etmemişti. Dolayısıyla kariyerine fizik eğitimi görerek devam etmek istedi.

Harvard’dan mezun olduktan sonra 4 yıl süreyle Avrupa’da çeşitli fizik merkezlerinde eğitim görerek kendini geliştirdi. Cambridge’de Christ’s College öğretmenleriyle çalıştı ama bu yıl onun için çok zor olacaktı. Çünkü ona hep sönük projeler veriliyordu. Depresyonda oluşu bu yılı daha da zorlaştırdı.

Bu yıl öğreneceği tek güzel şey; deneysel fizikle değil, kuramsal fizikle çalışmak istemesiydi. Böylece yoluna kuramsal fizikle devam etti. Ayrıca derin kimya bilgisi ilerde Oppenheimer’ın çok işine yarayacaktı.

5. Akademik Başarısı

Avrupa’da aldığı eğitimlerden sonra 1929’da Zurich’e gitti. Meslektaşı Pauli’den öğreneceği çok şey vardı.

Kalın bağırsak iltihabı olayı olduktan sonra ise ABD’ye geri döndü ve birçok yerden iş teklifi aldı. California Institute of Technology ve University of California’da aynı anda yardımcı doçent oldu.

Oppenheimer, Pauli tarafından yazılan Fiziğin El Kitabı’nı ders olarak vermekteydi. Öğrencileri ondan o kadar etkileniyordu ki, bu dersi tekrar ve tekrar alıyorlardı.

6. İyi Bir Öğretmen

Öğretme şekli, tavırları, konuşması ve bilgisi bütün öğrencilerini etkilemişti. Öğrenciler ondan o kadar etkileniyorlardı ki, onun hareketlerini taklit etmeye çalışırlardı.

Herkese nazik davranırdı. Yunanca ve Latince bilirdi. Kendini çok iyi ifade ederdi. Bunun yanı sıra çok cömert bir insandı. Öğrencilerini konserlere, yemeklere götürürdü.

Öğretmenliği boyunca birçok insan onun dersini aldı ve hiçbiri pişman olmadı. Şimdilerde meşhur olan çoğu fizikçi hayatlarının bir döneminde Oppenheimer’ın dersini almışlardır.

7. Politik Faaliyetleri

Almanya’dan kaçan bir Yahudi olan Oppenheimer, Komünist partisi üyesi değildi fakat bazı politikalarını destekliyordu. Babasının ölümünden kalan 300.000 doları sol görüşlü gruplara aktardığı dedikoduları vardır.

Nazi Almanya’sına karşı protestolarda kendini gösterdi. Politikayı en başlarda sevmese de daha sonra şu cümleleri kuracaktı:

Politikanın hayatın bir parçası olduğunu öğrendim ve tam bir solcu olmaya başladım. Öğretmenler birliğine katılarak pek çok komünist arkadaş edindim. Bundan utanmıyorum. Bunu geç fark ettiğim için utanıyorum.

Oppenheimer, sol görüşlü gruplara her zaman destek olmuştur.

8. Manhattan Projesi (Atom Bombası)

Ondan hiç icat edilmemiş bir bomba yapmasını istediler. İngiltere’de yapılan bazı araştırmalar bunun mümkün olacağını gösteriyordu fakat fisyon tepkimelerinin süreçleri bilinmiyordu ve fisyona uğrayacak materyaller mevcut değildi.

Bu ekibin başına Oppenheimer’ı getiriler ve ondan imkansızı başarmasını istediler. Projenin adı “Manhattan Projesi” idi.

İçinde birçok ünlü fizikçi ve kimyagerin bulunduğu bir ekip kurması istendi. Çoğu meslek arkadaşı bu teklifi kabul etmeyecekti çünkü ortalıkta bir savaş durumu vardı ve kimse evini terk etmek istemiyordu.

Fakat Robert çok ikna edici olabiliyordu. Bu ekipte tam 493 bilim insanı çalıştı ve tek bir tanesi bile pişman olmadı. 1945’te yeterli uranyum-235 izotopu elde edildi ve 1946’da proje başarıyla tamamlandı.

Oppenheimer’a Başkan Truman tarafından Medal of Merit ödülü verildi. Bu ödül onun ne kadar iyi bir lider olduğunu, enerjisinin bitmek bilmediğini ve kararlı kişiliğini ortaya koyduğunu belirtiyordu.

9. Hiroşima ve Nagasaki

Robert J. Oppenheimer bu bomba konusunda çok ciddi endişeleri vardı. Bombaların patlamasının sonuçları olacağını biliyordu.

Oppenheimer, Hiroşima ve Nagasaki’deki mantar şeklindeki ürpertici patlamayı gördükten sonra çok pişman oldu ve Hint destanı Bhagavad-Gita’dan alıntı yaparak tarihe adının pişmanlık harfleriyle yazdırır: “Ben şimdi ölüm oldum, dünyaların yok edicisi.”

10. Pişmanlık

Oppenheimer artık çok ünlüdür. Asla istemeyeceği bir şekilde bir üne kavuşmuştur. Atom bombasının babası artık ölümün efendisidir.

Amerikan Felsefe Topluluğu’nda pişmanlığını dile getiren şu konuşmayı yapmıştır:

Dünyanın doğasını aniden ve derinden değiştiren, korkunç bir silah yaptık. İçinde yaşadığımız dünyanın bütün ölçütlerine göre şeytani sayılacak bir şey. Bu şeyin olmasına katkı saylayarak şu soruyu aklımı kurcalıyor: Bilim, insanlar için iyi bir şey mi?

Oppenheimer dönemin başkanı Harry S. Truman’a: “Sayın başkan, ellerimi kana bulanmış hissediyorum” demiş ve Harry Truman da adamlarına: “Bir daha bu adamı karşıma çıkarmayın” diye emir vermişti.

Robert J. Oppenheimer bundan sonraki hayatını sıkıntılarla geçirdi. Atom Enerjisi Komisyonu’nda Tavsiye Komitesi Başkanlığı’na getirildi. Nükleer patlamanın neden olduğu radyoaktivitelerin tehlikeleri üzerine yoğunlaştı.

1949’da hidrojen bombasını yapması için teklif aldı. Oppenheimer buna şiddetle karşı çıktı ve hidrojen bombasının yapılmaması gerektiğini söyleyerek karşıt eylemlerde bulundu.

Geçmişteki Komünizm faaliyetlerinden dolayı, Makkartisizm (kanıt olmadan vatandaşı komünizmle ya da hainlikle suçlayan uygulama) uygulanarak hain olarak işaretlendi. Suçsuz olduğu ortaya çıksa da komiteden atıldı ve devletle ilişiği kesildi.

Bu durum büyük tepkilere yol açtı. Onunla Manhattan Projesi’nde çalışan 493 bilim insanı protestolara imza attı. Böylece Edward Teller’in Hidrojen Bombasını keşfinin yolu açılmış oldu.

1959’da Colorado’da fizik öğretmenliği yapmaya başladı. San Francisco’daki Explatorium Bilim Müzesi’ni dizayn etti. 1967 yılında, sigara tiryakisi olmasından dolayı, gırtlak kanserinden vefat etti.

Başarılarla ve ödüllerle dolu bir hayatın pişmanlıklarla bitişinin hikayesiydi bu: “Şimdi ölüm oldum, dünyaların yok edicisi.”

Çağrıhan Koçpınar

Güzel bir gün!

@cagrihankocpinar

  • Sesleriyle Fimlere Hayat Veren 12 Dublaj Sanatçısı

  • Gerçek Hikayeleriyle Motivasyon Veren 10 Başarılı İnsanın Hikayesi

  • 10 Madde ile Nikola Tesla’nın Büyüleyici Hayatı

  • Yapışık İkizler Abigail ve Brittany Şimdi 27 Yaşında

  • Ölmeyi Reddeden Başsız Tavuk Mike’ın Garip Hikayesi

  • Tesla’nın Gölgesinde: Değeri Yeterince Bilinmemiş 10 Bilim Adamı

  • Okulu Bırakan Ünlü Bilim Adamları ve Mucitler